izmire girişini takip eden günlerde,hem bir asker,hem birdevlet adamı olarak daima ayaktadır.gerçi daha izmire vardığı gün sivilleşmiş gibidir."muharebe sona ermiştir." der.artık olayları umursamaz gibi görünür.hatta biraz da gençliğinin haşarı günlerine dönmüş gibidir.selanik in beyaz kule meydanına benzettiği izmir kordon boyunda,sanki selanik teki olimpos gazinosuna gider gibi birkaç arkadaşını yanına alarak,izmir in kramer palas salonuna gider.iki kadeh rakı içmek için...
ne etrafında polisleri,ne arkasında muhafizları vardır.salon tıklım tıklımdır ve garsonlar onları daha kapıda göğüslerler:
-yerimiz yoktur efendim...
-canım şöyle bir köşeye sığışsak...
fakat rum şiveli bir şef garson önlerine dikilir:
mümkünsüzdür efendim.yerimiz yoktur!
hani o anda ,salondaki müşterilerden birinin onu resimlerinden tanıyıp da:
-Mustafa Kemal Paşa geldi,diye çığlığı basınca bütün salonun alkışlar,ayaklanmalar,çığlıklarla allak bullak olduğu anda bile o,kimseyi rahatsız etmek istemeyen nazik bir müşteri gibidir.arkadaşlarıyla ilerler.gazinonun körfeze bakan bir penceresinin kenarında hemen donatılan içki masasında yerini aldığı zaman ise o,artık selanik teki haşarı Mustafa Kemal dir.önce rum garsona takılır:
-kral konstantin de buraya gelip bir kadeh rakı içti mi?
-hayır Paşa efendimiz...
-o halde izmir i neden almak istemiş?...