SOSYOLOJİ TÜM SOSYAL BİLİMLERİN TOPLAMIDIR
Toplumbilimi olarak ifade edilen sosyolojinin ne olduğu, neleri içine aldığı, ilgi ve uzmanlık alanlarının neler olduğu, hedef ve inceleme objesi olan toplumun neresinde olduğu sürekli tartışma konusu olmuştur.
Bir dönem Psikolojinin yaşadığı sıkıntıları hatırlarsak; ki o dönemler insan psikolojisinin öneminin ne olduğu, bu bilim dalının insan yaşamında ne kadar vazgeçilmez olduğu ortaya çıkınca tüm sektörlerde bu alanın uzmanları görev yapmaya başlamış, belirgin bazı gelişmeler sağlanmıştır, Sosyolojinin de benzer sorunlar yaşadığı ancak kısa bir süre içerisinde bu bilim dalının toplumun her alanında yer alacağını tahmin etmek yanlış olmaz.
İlkçağlardan beri Sosyolojinin çeşitli ad ve uğraşlarla hayat bulduğu, bilim adamlarının zamana paralel olarak bu bilime ilgilerinin artığı, modern çağda ise Sosyolojinin hakkettiği önemi kazanmaya başladığı görüşmektedir.
Hukuk alanından Endüstriye, Sağlık sektöründen, Eğitim sektöründen Eğlence sektörüne, Sinema sektöründen Medyaya kadar onlarca alanın Sosyoloji ile gerçek karakteristik benliklerine kavuşmaya başladıkları son dönemlerde beliren bazı gelişmeler ile kendini göstermektedir.
İki kişinin bir araya geldiği yada iki kişinin mevzu konusu olduğu tüm alanların Sosyolojinin konusu olduğu hatırlanırsa bu bilimin ne derece önemli olduğu, Sosyal ilişkilerden, iletişime, arkadaş gruplarından cemaat, cemiyet örgütlenmelerine, Tüketim ahlakından, üretim rejimlerine,(Dini) İnançlardan Seküler değerlere, Ulaşım yapılarından/modellerinden ticarete, Savaşlardan sosyal çatışmalara, İktisadi bunalımlardan refah toplumlarına, Evlilik kurumundan ve duygusal birlikteliklere, Sosyalizasyondan yerleşim tiplerine kadar ve daha adlarını buraya sığdıramayacağım çok sayıda İnsan’a ait bir çok konu başlığı bu biricik bilim dalının metasıdır.
Sosyolojinin Marksist ideolojiye karşı kapitalizmin savunulması amacıyla ortaya çıktığı iddia edilse de, Marksizm’in bu bilim dalını tüm sistemlerden çok daha fazla kullandığı unutulmamalıdır. Bu durum her iki toplum rejiminin de Sosyolojiye şüphe ile bakmasına neden olmakta, kendilerini sosyolojiye yakın hissetmemelerine neden olmaktadır. Hal böyle iken; Toplumu oluşturan ve kendisine toplumu hedef olarak alan tüm ideolojiler, fraksiyonlar, inanç sitemleri, üretim rejimleri, çeşitli özelliklere sahip gruplar ve toplum işleyişinde kurumları oluşturan tüm aktörler ve yapılar bu bilim dalını bazen örtülü bazen de açık bir şekilde kendisine referans olarak almaktadır.
İlkel toplumlardan günümüze çağların her anında kendine yaşam alanı bulan sosyoloji, özellikle modern dönemde; ki bu dönem insan topluluklarının birleştiği, öznel karakteristik özelliklerinin benzeştiği, coğrafik uzaklık/yakınlık argümanın önem kaybettiği bir dönemdir, bu dönemde sosyolojinin öneminin belirgin hale geldiği yazdısınamaz.
Antropoloji, tarih, psikoloji, ekonomik, müzikoloji, siyaset bilimi, dil bilimi, coğrafya, eğitim bilimi, iletişim bilimi, Hukuk ve Suç Bilimi, Uluslar arası ilişkiler ve diğer sosyal bilimlerin sosyolojiden bağımsız olarak çalışmaları mümkün mü yada bu çalışmaların sosyoloji dahil edilmeksizin bilimsel ve sağlıklı olması ihtimal dahilinde midir?
En basitinden müzik bilimi bile kendi içinde niteliğine uygun olarak farklılıklar göstermekte, her müzik tarzının kendine özgü kitleleri, yaş grupları, eğitim ve iktisadi yada bir bütün demografik özellikleri vardır. Her grup yada topluluk aynı müzikten hoşlanmaz, müziğe biçilen değer ve onun kendilerindeki anlamı farlılıklar gösterebilmektedir.
Dil bilimini örnek olarak alacak olursak, dil bir sınıf yada kabul etme/reddetme için önemli bir araç iken şimdilerde bu önemini yitirmiş gibi görünmektedir. Bu durumun insan toplulukları açısından anlamı yada insanların dile yaklaşım tarzları, o dili konuşanlara karşı tutumu önemli ölçülerde değişmiştir ve bu durum sosyolojisiz asla net olarak açıklanamaz yada değerlendirilemez.
Ülkelere göre sosyolojinin önem derecesi ile uygulanma alanları farklılıklar gösterebilmektedir. Amerikan Sosyolojisi ile Avrupa Sosyolojisi yada Uzak Doğu Sosyolojisi ile Asya Sosyolojisi farklılıklar gösterebilmektedir. Bir dönem bazı toplumlar yada devletler için asimilasyonun, entegrasyonun, izolasyonun vazgeçilmezi olarak kabul edilmiş ve uygulanmışken mevcut Avrupa da bu bilim insanların ve ona ait sosyal değerlerin anlaşılmasında kullanılmaktadır. Bu aynı zamanda sosyal bilimlerinde Sosyoloji ile harmanlanmasını gündeme getirmektedir. Örneğin tarihi bir konu ele alınıp değerlendirilirken tarihi olayın yaşandığı toplumun yada dönemin sosyolojik analizi yapılmadan sonuç olarak ortaya sunulacak değerlendirmenin nasıl bir anlamı ve geçerliliği olabilecektir? Bu yüzden diyiyorum ki sosyoloji sosyal bilimlerin toplamıdır.